Metalden imal edilmiş olan atıksu arıtma tesisleri, yeterli önlemler alınmadığı takdirde, kurulduğu günden itibaren atıksuyun korozif etkisinden dolayı korozyona uğramaya başlar. Atıksuyun alkali özellik göstermesi ve özellikle sıcak havalarda yaşanan buharlaşma ile alkali buharın metal aksamı hızlı bir şekilde çürüttüğü bilinmektedir.

FRP (FIBER REINFORCED POLYESTER) yani güçlendirilmiş camelyaf kullanılarak üretilen Miracell® tesislerinde, atıksuyun alkali özelliğinden kaynaklı paslanma ve çürüme gibi problemler yaşanmamaktadır. ST37'den imal edilen tesislerimiz ise, iki kat epoksi astar ve iki kat epoksi boya ile kaplanarak koruma altına alınmaktadır. Böylece metal tesislerin en önemli işletme giderlerinden olan gövde boya ve bakım maliyetleri de FRP' den imal edilen tesislerimizde sıfır mertebesine düşürülmektedir.

Aktif çamur sistemlerinde, tabanda biriken çamur içerisinde H2S' den oluşan H2SO4; korozif bir kimyasal ürün olup metal tesisleri içten içe çürütmektedir. Diğer yandan aktif çamur sistemlerinde sıklıkla görülen, tesis tabanında biriken çamur tabakasında oluşan H2S' den kaynaklanan koku problemi, Biodisk prensibi ile çalışan Miracell® sistemlerinde bulunmamaktadır. Bu; sistemin çalışma prensibinden kaynaklanan önemli bir avantajdır. Sistemde redüktörlü motorlar yardımı ile çok düşük devirde döndürülen disklerin üzerine yapışan bakteriler biyolojik arıtma işlemini gerçekleştirmektedirler. Sistem ihtiyacı olan havayı, disklerin çok düşük devirde döndürülmesi esnasında doğal olarak almaktadır. Sistem haricinde, dengeleme tankında uzun süreli bekleyebilecek atık suların kokmasını engellemek amacıyla Miranda sitemlerinde bu bölgeye ayrıca bir bedel talep edilmeden düşük enerjili havalandırmalı karıştırıcılar kullanılmaktadır.

Alternatif aktif çamur sistemlerinin çalışma prensibi ise atıksu içerisinde blowerlar ve hava dağıtıcılar (diffüzör) yardımı ile yüksek miktarda hava verilmesi esasına dayanmaktadır. Sistemlerde yer alan hava üfleyiciler, yani blowerlar; 24 saatlik periyot içerisinde, 16 veya 18 saat çalışacak şekilde projelendirilirler. Geriye kalan 6 veya 8 saatlik sürede, havalandırma havuzunda bulunan havalandırılmış atıksu dinlenmeye bırakılır ve bu süre içerisinde atıksuda bulunan katı maddeler ve AKTİF ÇAMUR olarak tabir edilen canlı ve ölü bakteriler dibe çökelir. Çökelen bu çamur tabakasında zamanla anaerobik bir ortam oluşur ve daha sonra H2SO4' e (H2SO4, diffüzör bağlantı boruları başta olmak üzere havalandırma havuzunda yer alan bütün metal aksama zarar verecektir) dönüşecek olan H2S oluşur. Bir sonraki havalandırma periyoduna geçildiğinde ise, tabandan verilen hava kabarcıkları, çökmüş olan aktif çamuru havalandırırken, bir yandan da H2S moleküllerini alarak atmosfere taşır ve aktif çamur sistemlerinde sıkça yaşanan koku problemi oluşturur.

Burada yine üzerinde önemle durulması gereken bir konu da, aktif çamur sistemlerinde; blowerler tarafından atıksuya verilen her bir birim havanın; sadece %20,1'inin O2 ihtiva etmesidir. Bu oranın üzerine birde difüzör verimlerinin, seçilen diffüzör tipine göre (fine, coarse veya jet tip) maksimum % 30 olduğu da göz önüne alınırsa, harcanan her kW ve her kuruşun büyük bir kısmının, tabir yerinde ise havaya gittiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Kaldı ki, atıksuya verilen havanın yine büyük bir yüzdesi suda çözünmeden atmosfere ulaşmaktadır.

Metalden imal edilen aktif çamur tesislerinde ve betonarme tesislerde de diffüzör gibi ekipmanlar ve bağlantı boruları ve metal aksamlarda yaşanan problemler Miracell® sistemlerinde yaşanmaz. Miracell® sistemlerinde, bakteriler oksijeni havadan doğal yollarla aldıkları için difüzör ve blower gibi ekipmanlara ihtiyaç yoktur.

Özellikle denize yakın kurulan metalden imal edilmiş atıksu arıtma tesislerinde, denizden karaya doğru esen rüzgarlarla taşınan havada bulunan tuzlar nedeni ile korozyon problemleri oldukça yoğun olarak görülmektedir. Bu tip bölgeler için korozyona uğramayacak bir malzemeden imal edilmiş özel tesisler kullanılması faydalıdır. FRP' den imal edilen Miracell® tesisleri, imalatta kullanılan teknikler ve güçlendirilmiş fiberden imal edilmiş olması nedeni ile bu durumdan olumsuz etkilenmemektedir.